- Ellerini kaldırdı taksiyi durdurmak için, işaret ediyor, kendini gösteriyordu kendince. Taksinin dolu olduğunu yaklaşınca anladı, elini indirdi. Arkada başka bir taksi geldi. Aynı heyecanla elini kaldırdı yine. Taksi durdu. Bindi. Yağmur da yağmurdu hani. Sırılsıklam oturdu ön koltuğa.
- En kötüsü anlamak, algılamak bazen. En kötüsü akla inanmak.
- Özlem, annemin arkadaşının adıydı uzun bir süre. Şimdilerde pek uğramaz oldu Özlem abla. Onun yerine kelime anlamı ziyaret ediyor bizim evi. Herkes bir şeyi özlüyor. Annem gençliğini, ananem dedemi, ben seni.
- Bunun neresi kötü diye çıkışınca kıza kim tartışıyor yahu diye arkamı döndüm. Kötü tabi Mehmet, dört ay yokum diyorsun nidasıyla karşılık verdi kız hemen. Dedim metrobüsün ortasında da yapılmaz ki bu muhabbet. Hem 4 ay dediğin nedir ki ? 4 ay demişken. Ne olacak dört ay sonra? Çiğ köfte isteğim hiç bir zaman bitmesin Allahım n'olur.
- Taksi tekrar durup şoför inmesini isteyince bozuldu. Niye şimdi, gidiyorduk işte ne güzel diye çırpındı. İşim var meşgul etme beni, 36 lira tuttu dedi şoför. İndi. Hala yağmur yağıyordu.
- Sanki kayboldum her yanımda yabancılar, bütün bildiğim doğrular yanlış. Çünkü sorduğum her soru büyük bir fırtına, bu yağmurda hiç kimse ıslanmazmış.
- Yazının amacı yok, birikmişse demek.
